SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Gizlilik şartları ve Telif Hakkı © 1998 GÜRSEL YAYINEVİ adına tüm hakları saklıdır. M.S.G.
GÜRSEL YAYINEVİ  1. Cadde Çetin Apt. 10/8 BAHÇELİEVLER ÇORUM ** TEL:90-542-362 20 78 **

Mahmut Selim GÜRSEL

BİR KAÇ SORUNUN CEVABI ÇEVREMİZDE NELER OLUYOR?

            Birkaç aydır grubun cevaplamadığı bir sorular dizinin ben cevaplayayım dedim.
Çevremiz; bizim yaşadığımız dar alandan çok Dünyanın ve Atmosferin dışındaki faydalandığımız ve faydalanmadığımız alanların tamamıdır. Bu alanların bizi tamamı ile ilgilendirmeyen hiçbir yeri yoktur. Yaşadığımız gezegeni bilmemiz ve temiz tutmamız gerekli, ondan bir şeyler alarak faydalandığımızda da gerektiği kadar ve kirletmeden almalıyız.
Dergimizde sorular sorulara gelince kendi bilgilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:        
Birinci soruda sorulan “KUTUP AYISI İLE HAVANIN İLİŞKİSİ SİZCE NEDİR?” sorusuna benim verebileceğim cevap şudur:
“ Kutup bölgesinde yaşayan etobur canlılardır. Ortalama 800 kilogramağırlığında ve boyları 2,5 metreye erişebilen buzlarla kaplı bir yaşama alanında yaşadıkları, beyaz kalın kürkleri olan canlılardır. Beslenme alanları da burada yaşayan canlılarla olur. Havaların ılık gitmesi bence onların erken veya geç uyanmalarına etken bir olgu olarak karşımıza çıkabilir. Bu erken uykudan uyanmaları da onların beslenme ve üreme dengelerini bozabilir. Bu düzenin bozulması ile de onların soylarının tükenmesi baş gösterebilir.
Her canlının kendisine göre bir işlevinin olduğu artık bilinmektedir. Bu işlevin ortadan kalkması ile diğer canlı topluluklarında hızlı artışlar olabilir ve diğer canlıların alanlarına tecavüz etme gibi bir olay meydana gelir. Nasıl insanlar olarak biz doğada yaşayan canlılar olarak ormanları kesip yok ediyorsak, diğer yabani ortamı parçalıyorsak Kutup ayılarının da yok olmaya havaların ısınması veya soğuması ile ilgisinin bulunduğuna inanıyorum.
 
            İkinci soruda sorulan ”KÖMÜRLE ISINMA İLE DOĞAL GAZ ISINMA ARASINDA NE KADAR OKSİJEN YAKMA FARKI VAR? “
            Bence yaşadığımız alanlarda oluşan hava kirliği oranı olarak gösterilen ölçümler ve bilhassa o bölgede yaşayan hassas insanların soludukları hava ile ölçülmelidir. Zaten bu konuyu araştırmak isteseniz de detaylı avamın anlayacağı dilden yazılar bulmanız zordur.
Benim yaşadığım yerde kömür yakılırken havanın kirliğini ciğerlerimiz hisseder, kömür tozu zerrecikleri ise burnumuzda ufakta olsa bir birikim meydana getirirdi.
            Burası doğal gaza dönüşünce sadece burnumuzdaki kömür tozu birikimleri kalktı fakat soluk almamız yani oksijen miktarı oldukça düştüğünü yaşlılarda hissetmektedirler. Hava akımının çok az olduğu sokaklarda karbondioksit çoğunluğunu daha çok hisseder olduk. Zaten bu kömür yakılmasının hava kirliğinden çok bazı para olaylarına dayandığını da hepimiz bilmekteyiz. Öz kömür kaynaklarımızı kullanmamakta ısrarımız bazıların dışarıdan getirdiği kömür ile ceplerini doldurdukları ve ülkemizin dövizlerini kendi çıkarlarına da harcadıkları görüşündeyim.  
Üçüncü soruda sorulan “GÖKTEN ÇAMUR YAĞDIĞINA ŞAHİT OLMUŞSUNUZDUR. BUNUN GEREKÇESİ SİZCE NEDİR?”
Gökten gelen yağıştan önce Afrika’dan rüzgarlar etkisi ile gelen toz zerreleri yağmurla adeta çamuru andıran yağışlarla yer yüzüne inmektedir.  Zaman zaman yaşlıların “Gökten başımıza taş yağacak” dediklerini duyardık. Son 20 yıldır iklim değişikleri ve meteorolojik etkenlerle Afrika’dan ithal sıcak hava, toz zerreleri, çöl kumları gibi bizlerin iklimleri zedelediğimizin delili olan olaylara şahit olmamız bunun işaretidir.
 
Dördüncü soruda sorulan” HAVA KİRLİLİĞİ İLE MEVSİMLERİN ALAKASI SİZCE VAR MI? ”
Hava kirliği atmosferimizdeki kirliğin belirti olarak önümüze gelmiş bir problemimizdir. Bu sıkıntıyı yaşayanlar olarak bizler yaptık ve yapmaya devam etmekteyiz. Havanın mevsimle alakası bilinen gerçektir. Dünyamızın yörüngesinde yaptığı eğilimler neticesinde mevsimler meydana gelmektedir. Mevsimlerin Dünyanın yörüngesindeki olaylardan başka havamızın kirliği ve diğer çevre kirlilikleri nedeni ile mevsim dışı yağışlar, sel baskınları ve kimyevi atıklar olan yağışlar zaman zaman gözükmektedir. Bunda yine bizlerin Dünyamızın akciğerleri olan bitki ve ağaçları yom etmemizin büyük öneminin olduğun düşünmekteyim.
Biz artık geldik geçiyoruz demeden ileriki kuşaklara miras bırakacağımız yeşil kuşaklar ve temiz ve bol oksijenli bir dünyayı yeniden kurmak için çalışmalar yapmalıyız.